BEHRAM SU's profileBEHRAM SUPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    November 03

    Eskici -I-

    Üç tekerli tahta arabam
    doluysa içi eskilerle başka birşey aramam.
    Bir teyzeden dibi delik tencere
    altında kırık dökük bir pimapen pencere
    hepsi eskimiş bir kere
    eskimeyen bir tek yetele.
     
    İkindi olmadan dükkana varmalı
    hurdaları çarçabuk depoya atmalı
    üç çeki odun almalı
    kuzinede yakmalı
    kara soğuktan saklanmalı
     
    üçüncü kattan seslenir nine
    elinde üç kuruş etmez bir tencere
    sanar altından bir hazine
    değişirim  bir küçük mavi leğene
    değmesin ikimizinde keyfine.
     
    arabam dolmuş eskilerle
    kiminin güve yemiş hırkası
    kiminin paslı koca somyası
    bir tek eskimeyen
    yeni türk lirası.
     
     
    October 26

    Ümidin yitmesin oğul!

    Gün gelir deniz yarılır.Bize sadece içinden geçmek kalır.
    October 10

    şükret

    Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
    August 29

    Yeni şeyler söylemek lazım(el sürçmesi)

    Hergün biryerden göçmek ne iyi
    Hergün bir yere konmak ne güzel
    Bulanmadan donmadan akmak ne hoş
    Dünle beraber gitti cancağızım
    Ne kadar söz varsa düne ait
    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
    Mevlana
    August 28

    Ramazan deyişleri 2

    Hak Yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
    Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.
    Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil.
    Elif Şafak'ın Aşk isimli romanından
    August 27

    Samit'in sözü

    "Dinleyen her zerreye bir hitabım var benim    
    Kâinat isminde hiçten bir kitabim var benim.     
    Ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni,     
    Yazdığım efsânede on altı bâbim var benim!     
    Hey'etimde müttefik magrible maşrik, veche yok, 
    Gayr-i mer'i zerrede bin aftâbim var benim`"  N. Tevfik Kolaylı
    August 21

    Ramazan deyişleri 1

    ''Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dedi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.''
    Elif Şafak'ın Aşk isimli romanından
    August 20

    Sessizlik

    Sevgili Hocamdan Ramazan hediyesi olarak biz dostlarına gönderdiği bu yazıyı sizlere aktarmaktan onur duymaktayım.
    Behram Su
     
     
    Hep bir sessizliktir aradığım. Sessizlik, sessizlik… Sessizlik.

    Sessizliğin dalgalarına salı vermek isterim yüreğimi, dalgalarla kanatlansın, dalgalarla coşsun, dalgalarla yücelsin. Açılsın açılabildiği kadar, yüreğim, düşüncenin ve ince hayalin enginlerinde. Gece yolculuğu gibi… Bir çıkış, bir yöneliş.

    Bütün kelimelerin bittiği, tükendiği konuşmaların, özlemlerin ve beklentilerin; muradın tükendiği yere çıkmak isterim. O yer ta uzaklar da mı? Yoksa beride, çok beride mi? Yakınlarda mı? Bilemem. Bir çıkıştır, bir yükseliş, bir eriş… Çıkmak, yükselmek, ermek isterim.

    Bilirim; ne kelimeler tükenir, ne harfler ve ne de söz. Asıl söz, sözün bittiği yerde başlar. İnsan, öyle sanıyorum ki, söz olur… Baştan sona söz… Bakışlar konuşur; duruşlar, kalkışlar, duyuşlar ve dokunuşlar… Söz olmak isterim. Bir kelime. Bir harf. Belki bir nokta… Noktada sonsuzluğa ermek… Noktada kendim olmak; farka ermek!

    Hep bir sessizliktir aradığım. Lakin benim sessizliğim baştan sona cümbüştür, cilvedir, nazdır, edadır. Coşkunluk. Tıpkı dalgaların tınısı gibi… O ahenk, o ses, o dinginlik. Bir şenlik. Çoğu kimseler bilmez, gerçek şenliğin sessizlikte olduğunu. Bakmayın bu bir birine zıt kelimelerle konuşmama; farkındayım ne istediğimin: Sessizlik, sessizlik… Sessizlik.

    Hani o dağların eteklerinden fışkıran serin pınarlar vardır. Eğilip kana kana sularını içtiğimiz pınarlar. Sade, yapmacıksız ve berrak… Tatlı. Serin. İçene haz veren, güç veren, kuvvet veren sular. Tıpkı bunun gibidir, aradığım sessizlik. Serin sular gibi kana kana sessizliği içmek, serinlemek ve yücelmek isterim. Çünkü bilirim; sevgili, sessizler sokağındadır. Kû-yı yârdır sessizlik. Onunla sessizce konuşulur. Ona sessizce erilir. Sessizlikteki coşku, bu erişin coşkusudur. Sessizlikteki şenlik, bu semte varışın şenliğidir. Sessizliğe varış, düğündür, bayramdır. Bu yüzden ben, hep sessizliği ararım. Sessizlik, sessizlik… İlla sessizlik. Prof.Dr.Bilal Kemikli

     

    August 19

    Kimse Var mı?!! (hala duymayanlara...)

    Ses!
    Devasa bir ses.Korkunç bir ses.Kulaklarımı sağır etmesinden korkmuyorum.Korkum tam midemin içinde.Ses öyle bir basınç yapıyor ki iç organlarıma,sanırım kusacağım.Bütün bu hislerim saniyeler içinde oluşuyor.Yatak odamda,yanımda hiç tanımadığım bir beden yatıyor.Sanırım kolunun biri yok.Yüzü kanlar içerisinde.Onun bir erkek olduğunu tozdan bembeyaz olmuş bıyıklarından anlıyabiliyorum.Kim acaba bu adam.Ve yatak odamda ne arıyor?Ses hala beynimin içinde yankılanıyor.Bir sızı hissediyorum sol dizimde. Uzanıyorum dokunmak için sızlayan yerime.Ama başaramıyorum.Kolum kalkmıyor.Bir yere sıkışmış olmalı.İşte o an farkediyorum bir yıkıntı altında kaldığımı.Bomba mı attılar acaba? Yoksa bir savaşa mı girdi ülkem.? Kafamın derinliklerinde dalgalanan o korkunç ses yavaş yavaş azalıyor.Dizimde sızı artmaya başlıyor.Diğer kolumu kıprıdatabildiğimi farkediyorum ve sızlayan dizime dokunmak için bir hamle yapıyorum.Elim boşluğa düşüyor.Bir daha uzatıyorum elimi,dizimin olduğu yere doğru.Dokunamıyorum.Sızı önce korkuya daha sonra da dehşete dönüşüyor.Sol bacağımın yerinde olmadığını ancak o an anlıyabiliyorum. İşte o an kusmaya başlıyorum yanımda yatan adamın üzerine. Karanlık içindeyim.Sıkışmışım.Bacağım yok.Nefes alamıyorum.Neler oluyor??Neler oluyor!!?
    Gözlerim yeni bir gürültü ile açılıyor.Hafif bir ışık sızıyor kalıntıların arasından içeriye.Sabah oldu galiba.Yaşadıklarımın rüya olmadığını anlıyorum.Dehşetim devam ediyor.Tanımadığım adamın yüzünü görüyorum ve O'nun  altı yıllık kocam olduğunu farkediyorum.Ne kadar masum uyuyor.Ama ne kadar da sessiz ve kıpırtısız.Acım daha da artıyor.Bir an bacağımı hatırlıyorum.Sağ omzum bir beton parçasının altında olduğu için kafamı kaldıramıyor ve kopuk bacağımı göremiyorum.O an nasıl olup da kan kaybından ölmediğimi soruyorum kendime.Elimle tekrar uzanıyorum.Ve bacağımın sağlam kalan yerinin üzerindeki bir kalası farkediyorum.Bacağımı sıkıştırmış ve kan akışını kesmiş olmalıydı bu kalas. İyi ama nerden geldi bu kalas.? Evin içerinde ne işi var.? Evin içerisinde...Evim??Ya peki KIZIM?! Kzım nerede?!!
     
    Biricik kızımın mezarının başındayken bunları düşünüyordum.Bedenim koltuk değneklerine dayalı vaziyette yine gözyaşları içerisindeydim.Depremin üzerinden uzun yıllar geçmişti.Kızım bugün yaşasaydı on dört yaşında olacaktı.Ve kabrine koyduğum çiçeklerden daha güzel kokacaktı.Benim yaşayan bir kızım olacaktı.Sesimi duyan kimse var mı?
    August 18

    es

    değilmi ki susmak en çok söylemekti... (Nazan Bekiroğlu)
    August 13

    Bir söz

    Kağıda dokunan kalem;bazen bir kibritten daha çok yangın çıkarır. (S.Fobes)
    Bazen de büyük bir yangını söndürür.(B.Su)
    August 12

    Bayram çocuğuna dönüşen ruhumun şiiridir.

    Bugün bedenim bir lunapark coşkusunda
    gözlerimde bir gondol çığlığı.
    yanaklarımda koca etekli bir balerin döner.
    midemde bir ayna komedisi.
    ah,bacaklarım
    onlar dönme dolap heyecanında.
    Beynimin içinde çarpışan kırmızı arabalar
    avuçlarıma oturmuş bir çingene fal bakar.
    ayaklarımdaysa bir tünel korku saçar.
    ya yüreğim
    yüreğimde bir atlı karınca melodisi!
     
    Hey!!
    bugün bedenim bir lunapark coşkusunda
    ki
    sorma gitsin.
    ki
    değme gitsin.
    Behram Su(adaköy-Ağustos)
     
    July 31

    Yeni Türkü

    Bir türkü yaktım
    hüznümü isyana çevirecek
    makamını segah seçtim
    aşkımı bahara döndürecek.
    olmaz dediler
    uymaz dediler.
    ağladım,sızlandım,yalvardım
    yine de nuh dediler
    sonra da yuh dediler.
    dilendim olmadı
    dillendim olmadı
    sustum hiç olmadı
    bir sonra takatim kalmadı.
    bütün bu olana 
    bütün bu olana;
    bir dede ağladı.
    July 29

    Cevab-ı Sitare

    şarkılar masumdur
    suç aslında insanda
     
    yine de susmaz diller
    suç aslında lisanda.
     
    gönüller beste ister
    suç belki de SUsanda
     
    sitare semada parlar
    sivri kelam ozanda. (Behram SU/son temmuz)
     
     
    July 24

    Yerçekiminin masumiyeti-itiraf-

    Sarı çemberin mahkumiyeti
    körfezin sığ sularında yatıyor.
    yerçekimini boşuna suçlama
    besbelli ki attın esaretini bilerek suya!
     
    Kimbilir belki şimdi bir uskumrunun midesinde
    ya da dediği gibi soğuk kış günlerinde
    bir yengecin boynunda atkı
    kırmızı değil, ama sarı ama sıcacık
     
    Peşi kara sırdan bir ayna
    yüzü en gerçekle dolu bu hülya.
    boşyere kırılır peşi sırlı camlar
    içinde saklı en güzel yaşamlar.
     
    Hayat pembe paltolu bir roman olsa
    sek sek oynayan çocuklar kuşlar gibi uçsa
    evliya kabirlerindeki güller tarçın koksa
    yine de olan olurdu,lakin Yaradan öyle buyurdu.
     
    Ey,günlerin sararmışlığını mısralara döken gönül!
    Ey,garba mahkum güneşe koşan kadın:
    ne söylesen semaya yazılır kelamın
    alem duyar,derviş duyar,Rabbim duyar.
     
    Gün olur dillere bir sus işareti konur;
    sanma ki yürekler SUsar
    bu hoş gönüller küser.
    Ki bu dervişler candan öte sever.
     
    Behram Su/Temmuz 2009
     
     
    July 23

    Sana Dair

    Sende,ben kutba giden bir geminin sergüzeştini

    Sende,ben kumarbaz macerasını keşiflerin

    Sende,uzaklığı

    Sende,ben imkansızlığı seviyorum.

     

    Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine

    Ve kanter içinde,aç ve öfkeli,

    Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

    Sende,ben imkansızlığı seviyorum

    Fakat asla ümitsizliği değil.

    Nazım Hikmet Ran

    July 21

    closed

    Bir pencere açtık başladı
    tatlı bir muhabbet.
    Bir kapıdır kapadık:
    avazem bundan gayri
    sukunete müebbet.
    July 06

    Âmirz-kâr

    yek beze vardır men tu-ra duryem

    yek cürmanem vardır  ez-tu duryem

     

    Cey-e hışmın bulur mene

    bilirim yek tu-ra gülampare

     

    Rabbim mene  heb-lena

    me-ra gunah abid-i tu-ra

     

    Abid-i heb hiçtir çeşm-i menem

    Ya Rab vardır yekta cenan-ı menem

    Eki Büc hem Pır Cisr

     

     

    Ebruli bir şal atmış omzuna

    Tıkır da tıkır yürür kordonda

    Cümle alem nefes tutar

    O yine yürür güzelyalıdan kordona

     

    Yorulur da oturur tahta bir banka

    Guguk da guguk kumrular koca çınarda

    Deli imbat saçları savurur

    O yine yürür tek bildiği yolda.

     

    Eskicene bir köşk var ardında

    Işıklar gözkırpar karşıkyakada

    Bir sıkıntı gönle düşer

    O yine yanar gözyaşlarına

     

    Ozan Behram hamuş oldu dünyada

    Her kelamı bela oldu başında

    Neyinden her dem boşa nefes üfler

    O yine yürür tek bildiği yolda

     

    Behram Su

     

    June 08

    Uykumun Şarkısı

     

    Bahar sana yürür usulca

    Ruhum çiçek açar yanında

    Gözlerim ummana yelken açar

    Uykum yalnızca sana kaçar.

     

    Göç eden  düşler  ötesi bir hulyadayım

    Sonsuzluğa yol alan bir kervandayım

    Sana,sadece sana uymaktayım

    Yarattığın alemde koca bir boşluktayım

     

    Yek başımadır savaşım katil olana

    Bayrağım sallarım koca ummana

    Ruhum kelepçelidir sadece sana

    Hamdsız bırakma beni senin aşkına. (Ada-Mayıs2009/Behram Su)