BEHRAM SU's profileBEHRAM SUPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    August 29

    Yeni şeyler söylemek lazım(el sürçmesi)

    Hergün biryerden göçmek ne iyi
    Hergün bir yere konmak ne güzel
    Bulanmadan donmadan akmak ne hoş
    Dünle beraber gitti cancağızım
    Ne kadar söz varsa düne ait
    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
    Mevlana
    August 28

    Ramazan deyişleri 2

    Hak Yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
    Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.
    Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil.
    Elif Şafak'ın Aşk isimli romanından
    August 27

    Samit'in sözü

    "Dinleyen her zerreye bir hitabım var benim    
    Kâinat isminde hiçten bir kitabim var benim.     
    Ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni,     
    Yazdığım efsânede on altı bâbim var benim!     
    Hey'etimde müttefik magrible maşrik, veche yok, 
    Gayr-i mer'i zerrede bin aftâbim var benim`"  N. Tevfik Kolaylı
    August 21

    Ramazan deyişleri 1

    ''Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dedi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.''
    Elif Şafak'ın Aşk isimli romanından
    August 20

    Sessizlik

    Sevgili Hocamdan Ramazan hediyesi olarak biz dostlarına gönderdiği bu yazıyı sizlere aktarmaktan onur duymaktayım.
    Behram Su
     
     
    Hep bir sessizliktir aradığım. Sessizlik, sessizlik… Sessizlik.

    Sessizliğin dalgalarına salı vermek isterim yüreğimi, dalgalarla kanatlansın, dalgalarla coşsun, dalgalarla yücelsin. Açılsın açılabildiği kadar, yüreğim, düşüncenin ve ince hayalin enginlerinde. Gece yolculuğu gibi… Bir çıkış, bir yöneliş.

    Bütün kelimelerin bittiği, tükendiği konuşmaların, özlemlerin ve beklentilerin; muradın tükendiği yere çıkmak isterim. O yer ta uzaklar da mı? Yoksa beride, çok beride mi? Yakınlarda mı? Bilemem. Bir çıkıştır, bir yükseliş, bir eriş… Çıkmak, yükselmek, ermek isterim.

    Bilirim; ne kelimeler tükenir, ne harfler ve ne de söz. Asıl söz, sözün bittiği yerde başlar. İnsan, öyle sanıyorum ki, söz olur… Baştan sona söz… Bakışlar konuşur; duruşlar, kalkışlar, duyuşlar ve dokunuşlar… Söz olmak isterim. Bir kelime. Bir harf. Belki bir nokta… Noktada sonsuzluğa ermek… Noktada kendim olmak; farka ermek!

    Hep bir sessizliktir aradığım. Lakin benim sessizliğim baştan sona cümbüştür, cilvedir, nazdır, edadır. Coşkunluk. Tıpkı dalgaların tınısı gibi… O ahenk, o ses, o dinginlik. Bir şenlik. Çoğu kimseler bilmez, gerçek şenliğin sessizlikte olduğunu. Bakmayın bu bir birine zıt kelimelerle konuşmama; farkındayım ne istediğimin: Sessizlik, sessizlik… Sessizlik.

    Hani o dağların eteklerinden fışkıran serin pınarlar vardır. Eğilip kana kana sularını içtiğimiz pınarlar. Sade, yapmacıksız ve berrak… Tatlı. Serin. İçene haz veren, güç veren, kuvvet veren sular. Tıpkı bunun gibidir, aradığım sessizlik. Serin sular gibi kana kana sessizliği içmek, serinlemek ve yücelmek isterim. Çünkü bilirim; sevgili, sessizler sokağındadır. Kû-yı yârdır sessizlik. Onunla sessizce konuşulur. Ona sessizce erilir. Sessizlikteki coşku, bu erişin coşkusudur. Sessizlikteki şenlik, bu semte varışın şenliğidir. Sessizliğe varış, düğündür, bayramdır. Bu yüzden ben, hep sessizliği ararım. Sessizlik, sessizlik… İlla sessizlik. Prof.Dr.Bilal Kemikli

     

    August 19

    Kimse Var mı?!! (hala duymayanlara...)

    Ses!
    Devasa bir ses.Korkunç bir ses.Kulaklarımı sağır etmesinden korkmuyorum.Korkum tam midemin içinde.Ses öyle bir basınç yapıyor ki iç organlarıma,sanırım kusacağım.Bütün bu hislerim saniyeler içinde oluşuyor.Yatak odamda,yanımda hiç tanımadığım bir beden yatıyor.Sanırım kolunun biri yok.Yüzü kanlar içerisinde.Onun bir erkek olduğunu tozdan bembeyaz olmuş bıyıklarından anlıyabiliyorum.Kim acaba bu adam.Ve yatak odamda ne arıyor?Ses hala beynimin içinde yankılanıyor.Bir sızı hissediyorum sol dizimde. Uzanıyorum dokunmak için sızlayan yerime.Ama başaramıyorum.Kolum kalkmıyor.Bir yere sıkışmış olmalı.İşte o an farkediyorum bir yıkıntı altında kaldığımı.Bomba mı attılar acaba? Yoksa bir savaşa mı girdi ülkem.? Kafamın derinliklerinde dalgalanan o korkunç ses yavaş yavaş azalıyor.Dizimde sızı artmaya başlıyor.Diğer kolumu kıprıdatabildiğimi farkediyorum ve sızlayan dizime dokunmak için bir hamle yapıyorum.Elim boşluğa düşüyor.Bir daha uzatıyorum elimi,dizimin olduğu yere doğru.Dokunamıyorum.Sızı önce korkuya daha sonra da dehşete dönüşüyor.Sol bacağımın yerinde olmadığını ancak o an anlıyabiliyorum. İşte o an kusmaya başlıyorum yanımda yatan adamın üzerine. Karanlık içindeyim.Sıkışmışım.Bacağım yok.Nefes alamıyorum.Neler oluyor??Neler oluyor!!?
    Gözlerim yeni bir gürültü ile açılıyor.Hafif bir ışık sızıyor kalıntıların arasından içeriye.Sabah oldu galiba.Yaşadıklarımın rüya olmadığını anlıyorum.Dehşetim devam ediyor.Tanımadığım adamın yüzünü görüyorum ve O'nun  altı yıllık kocam olduğunu farkediyorum.Ne kadar masum uyuyor.Ama ne kadar da sessiz ve kıpırtısız.Acım daha da artıyor.Bir an bacağımı hatırlıyorum.Sağ omzum bir beton parçasının altında olduğu için kafamı kaldıramıyor ve kopuk bacağımı göremiyorum.O an nasıl olup da kan kaybından ölmediğimi soruyorum kendime.Elimle tekrar uzanıyorum.Ve bacağımın sağlam kalan yerinin üzerindeki bir kalası farkediyorum.Bacağımı sıkıştırmış ve kan akışını kesmiş olmalıydı bu kalas. İyi ama nerden geldi bu kalas.? Evin içerinde ne işi var.? Evin içerisinde...Evim??Ya peki KIZIM?! Kzım nerede?!!
     
    Biricik kızımın mezarının başındayken bunları düşünüyordum.Bedenim koltuk değneklerine dayalı vaziyette yine gözyaşları içerisindeydim.Depremin üzerinden uzun yıllar geçmişti.Kızım bugün yaşasaydı on dört yaşında olacaktı.Ve kabrine koyduğum çiçeklerden daha güzel kokacaktı.Benim yaşayan bir kızım olacaktı.Sesimi duyan kimse var mı?
    August 18

    es

    değilmi ki susmak en çok söylemekti... (Nazan Bekiroğlu)
    August 13

    Bir söz

    Kağıda dokunan kalem;bazen bir kibritten daha çok yangın çıkarır. (S.Fobes)
    Bazen de büyük bir yangını söndürür.(B.Su)
    August 12

    Bayram çocuğuna dönüşen ruhumun şiiridir.

    Bugün bedenim bir lunapark coşkusunda
    gözlerimde bir gondol çığlığı.
    yanaklarımda koca etekli bir balerin döner.
    midemde bir ayna komedisi.
    ah,bacaklarım
    onlar dönme dolap heyecanında.
    Beynimin içinde çarpışan kırmızı arabalar
    avuçlarıma oturmuş bir çingene fal bakar.
    ayaklarımdaysa bir tünel korku saçar.
    ya yüreğim
    yüreğimde bir atlı karınca melodisi!
     
    Hey!!
    bugün bedenim bir lunapark coşkusunda
    ki
    sorma gitsin.
    ki
    değme gitsin.
    Behram Su(adaköy-Ağustos)